Yürüyerek Fit Kalmak Mümkün Mü?

Bilimsel araştırmalar fiziksel egzersizlerin sağlığımıza pozitif etki sağlayabilmeleri  için iki temel gruptan birine uygun olmaları gerektiğini söylüyor.

Kısa Süreli Ve Yoğun Egzersiz Programları

Eğer yaşınız genç, herhangi bir sağlık probleminiz yok ise bir de spor için çok fazla vakit ayıramıyorsanız bu egzersiz programları tam size göre. Kalp atışlarınızı bir dakika içerisinde max düzeye çıkarmayı hedefleyen bu programlar sayesinde kısa sürede çok fazla kalori harcamanız mümkün. Fakat bu egzersiz programı pek çok kişiye uygun sayılmaz. Özellikle 40 yaş üstü, tansiyon problemi ya da fazla kilo problemi gibi özelliklerden birini bile taşıyorsanız doktorunuza danışmadan böyle bir programa dahil olmamanızı tavsiye ederiz.

Uzun Süren Hafif Tempolu Egzersizler

Bu egzersiz grubu hayatın tadını çıkarmaya kararlı, her anını dolu dolu yaşayan bireyler için biçilmiş kaftan. Uzun süren yürüyüşler, yoga, plates gibi egzersizler bu programın demirbaşları arasında. Bu egzersiz grubu her yaş ve kiloda birey için uygulanabilir ve basit çözümlerle hayatımızda yerini alabilir. Uzmanlar günde en az 10.000 adım atmanın sağlıklı bir birey olmanın temel şartlarından biri olduğunu dile getiriyor. Hafif tempolu yürüyüşlerinizi belediyelerin yürüme parkurlarında, sahillerde ya da sadece kendi mahallenizde dolaşarak bile yapabilirsiniz. Hiç maliyet  içermeyen bu egzersiz sayesinde günlük 10.000 adım hedefinize ulaştığınızda kendinizi çok daha dinç ve dinamik hissedeceksiniz. Düzenli beslenme ile desteklendiğinde kilo verimini de hızlandıran yürüyüş sayesinde kas kütlenizde de gözle görülür bir artış olacaktır. Bu bazal metabolizma hızınızı da yükseltmenizde yardımcı olacak. Yürüyüşün faydaları sadece bedeninizle de sınırlı değil. Düzenli yapılan yürüyüşlerin hafif ve orta düzeyli depresyon tedavisinde oldukça faydalı olduğuna dair bulgular da mevcut.

Özellikle bu yürüyüşleri bir arkadaşınızla paylaşma sosyal tatmini de arttıracaktır. Eğer arkadaş çevreniz size eşlik edemeyecek kadar tembel ise, barınaklardan minik bir köpek sahiplenip, düzenli yürüyüşlere onu da dahil ederek harika anlar paylaşabilirsiniz. Unutmayın bedensel ve ruhsal sağlık için yapabileceğiniz en basit ama en etkili şeylerden biri adım atmak. Yakın mesafelere yürüyerek gidin, sosyal programlarınıza uzun yürüyüşleri de katın. Hayatın tadını adım adım çıkarın.

ÜLSER VE TEDAVİSİ

Mide, yemek borusu ya da onikiparmak bağırsağına mide asidinin verdiği hasar sebebiyle oluşan doku kaybına ülser denir. Zamanla yara halini alır. Midenin mukoza dokusunda görülür.ülser, ülser sebepleri, ülser tedavisi

Ülser sebebi; mide içinde, mideyi koruyan mide yapısının bozulmasını engelleyen bir tabaka bulunur. Ülser nedeniyle bu tabaka midedeki aşırı aside neden olur ve hasar yaralanmalar meydana getirir. Genellikle ‘ Helicobacter pylori ‘ adlı bakteri ülsere sebep olur.

Ülser üst sindirim sistemi kanamalarına neden olabilir. Ayrıca bir süre sonra nedbe dokusu oluşup bununla birlikte mide suyunun, yiyeceklerin geçiminin tıkanmasına kadar ciddi durumlara sebep olur. Bunun yanı sıra ülsere bağlı olarak mide delinmesi yaşanabilir ve genellikle ameliyat ile tedavi sağlanır.  Helicobacter pylori teşhisi konulmuş hastalara antibiyotik tedavisi önerilir. Tıbbi tedavilere yanıt vermeyen durumlarda yine hastanın ameliyat edilmesi kaçınılmazdır.

Ülser tedavisinde öncelikle hasta sıkı bir diyet dönemine girmelidir. Yani acı, baharat, ekşi, aşırı yağlı ve asidik özellik taşıyan yiyeceklerden kesinlikle uzak durmalıdır. Gece uyumadan önce kesinlikle süt içilmemelidir. Tütün benzeri ve alkol ürünleri tedavi sürecini fazlasıyla uzatır, iyileşmeyi engeller. Ayrıca ülser hastalarının, aspirin ve romatizma ilaçlarını da kullanmaması önemlidir. Yemek saatlerinin düzenli olması dikkat edilmesi gereken durumlardan biridir. Mevsimsel olarak ta sonbahar ve ilkbahar ayları ülserin yoğunlaştığı dönemlerdendir. Bu dönemlerde özellikle dikkat göstermek gerekir. Ülser kadınlara oranla erkekler de daha sık görülmektedir. 50 yaş üstünde her kişi de görülme riski vardır. Bu yüzden kişilerin kontrol için gerekli muayeneleri yaptırmaları yaralıdır.

Hastalar genellikle mide de ekşime, mide üstünde oluşan ağrıdan şikâyet ederler. Yemek sonrası ve öğün aralarında ağrı acı hissederler. Ülser, ağızda ekşimsi bir tada sebep olur. Hastalığın ilerlediği durumlarda çoğu zaman kusmalar, ağızdan kan gelme meydana gelebilir. Bu durum acil tedavi gerektirir.

Stres ülseri tetikleyen en önemli sebeplerden biridir. Bu yüzden kişinin motivasyonunu yüksek tutması hastalığın tedavisinde çok önemli bir unsurdur.

Hamilelikte Dikkat Edilmesi Gerekenler

Annelik dünya üzerinde sadece kadınlara verilmiş olan bir Allahın Fakat bu taçlandırmanın bir dönemi ve evresi vardır. Bu evre çocuğunu kucağına almadan önce tam dokuz ay on gün karnında taşıyarak evladını hissetme ve taşıma evresidir. Bu evrenin adı her ne kadar hamilelik diye geçse de her bayan için bu evrenin başka bir tanımı vardır.  Bayanlar tarafında bilinir ki hamilelik döneminde dikkat edilmesi gereken birçok durum söz konusudur. Öncelikle bu dönem geçici bile olsa yaşadığınız süre içerisinde birçok sorun ile karşılaşabilirsiniz. Özellikle kış ayıda hamile olanların sıkça karşılaştıkları salgın hastalıkların başında gelen grip sorunu hamileleri çok zor durumlarda bırakmaktadır. Hassas bir süreçte olmanızdan ötürü her ilacı kullanamıyor olmak ve yardımcı unsur olan bitki çaylarını içememek hastalığın daha da azmasına sebebiyet vermektedir. hamilelik dönemi, hamilelikte dikkat edilmesi gerekenler, hamilelik döneminde önemli bilgiler

Bu dönem uzun bir dönem olduğu için sadece gripten değil birçok hastalıktan korunmanız ve kendinizle beraber kanınızdaki mucizeyi de korumalısınız. Hamilelik dönemi hormonların hızlı çalışması ile çok fazla karışık ruh hallerini aynı anda yaşamanız mümkün. Bunu için sakın endişe etmeyin bu çok normal bir durumdur. Hamilelik sırasında bu tarz durumlar da çevrenizdeki insanların desteği çok önemlidir. Onların destekleri ve yardımları ile rahat bir hamilelik geçirmeyi hedeflemelisiniz. Bu süreçte hareketlerinizi daha kontrollü yapmalı ve kesinlikle sporu hayat biçimi haline getirmelisiniz. Bu dönemde alacağınız kiloları çok kafanıza takmayın çünkü doğum sonrası yapacağınız diyet ve dengeli beslenme ile hemen kilo vereceksiniz. Fakat unutmayın ki sağlıksız ve kalorisi yüksek hiçbir besin değeri olmayan gıdalardan kaçınmanızda fayda vardır. Bu gıdalar boşuna kilo almanıza sebebiyet verir. Bu dönemde dengeli beslenme kuralına uymalı ve hamileliğin arkasına saklanıp boşuna yemek yeme alışkanlığı edinmemeye dikkat edin. Görüneceğiniz uzman doktorun tavsiyelerini harfi harfine uyarsanız hem sağlıklı bir hamilelik geçirir hem de sağlıklı bir doğum geçekleştirerek bebeğinizi kucağınıza alırsınız.  Hamilelik döneminde doğum vidosu veya bu konuda size bilgi vermeye çalışırken sizi doğumdan korkutacak konulardan uzak durun ve bu konuşmaları yapanları kesin bir dile uyarmaktan kaçınmayın. Unutmayın doğum çok korkunç bir şey değildir. Eğer öyle bir şey olsaydı annelerimiz bizleri dünya ya getirmezlerdi.

Sağlıklı Saçlar İçin Beslenme

 Beslenme sadece vücut sağlığını koruma ve günlük öğün ihtiyacımız için önemli değildir. Saçlarımızın da sağlıklı olması açısından beslenme oldukça önemlidir.

Her insanda ortalama 80.000- 130.000 adet saç teli bulunur. Saç tellerimiz ise proteinlerden oluşur. Bu nedenle beslenmede özellikle protein alımına dikkat edilmelidir. Protein haricinde biotin, bakır, E vitamini, selenyum, magnezyum ve mineraller de saçı oluşturan proteini oluşturmada önemli yer tutar.sağlıklı saçlar, sağlıklı saçlar için ne tüketmeliyiz, sağlıklı saçlar için besinlerin önemi

İstediğimiz kadar saç bakımına özen gösterelim, kestirelim, saç maskeleri yapıp saç bakımı için yapılabilecekleri yapalım, doğru beslenme olmadığı sürece , saç için gerekli olan biotin, bakır, E vitamini, selenyum, magnezyum ve mineralleri yeteri kadar almadığımız sürece saç sağlığını kaybeder. Hatta matlaşır ve dökülür. Bu nedenle saç için gerekli;

  • Selenyum için; ton balığı, somon balığı, ay çekirdeği ve tavuk göğsü
  • Biotin için       ; süt, karaciğer ve yumurta sarısı
  • Demir için       ; kuru üzüm ve kuru meyveler, yeşil yapraklı sebzeler, kırmızı et ve pekmez
  • Bakır için         ; buğday, kabuklu deniz ürünleri, ceviz, fındık ve badem
  • E vitamini için; ıspanak, fıstık, fındık, badem ve ay çekirdeği tüketilmesi gereklidir.

Bununla birlikte fazla çay tüketimi demir alımı için iyi değildir. Çay gibi içecekler fazla tüketilmemelidir.

Eğer diyet yapıyorsanız ve saç sağlığınızdan da olmak istemiyorsanız çok düşük kalorisi olan diyet programlarından uzak durmalısınız. Bu diyet listeleri hem halsiz kalmanıza sebep olur hem de saçların ihtiyacı olan vitaminlerin ve minerallerin gerekli miktarlarda alınamamasına sebep olur. Ayrıca düzgün beslenmeme, sürekli konserve veya fast food gibi gıdalar tüketmek saçların mat ve sağlıksız görünmesine neden olabilir.

Sonuç olarak baktığımızda “saç sağlığı için beslenme” dediğimiz zaman saçlar için özel olan bir beslenme programı uygulamaması anlamına gelmiyor. Beyin, damar, kalp, kas ve kemikler için önemli olan besinler saçlarımız içinde aynı önemi taşıyor. Saçımızın sağlıklı olması için yapılan bakım, maske ve kestirme gibi eylemler ile birlikte beslenmemize de dikkat etmek zorundayız. Sağlıklı beslenme programı uyguladığımız zaman saçlarımız da bundan yararlanacaktır.

Siyah Nokta Tedavisi

Makyajın iyi temizlenmemesi sonucu makyaj kalıntılarının gözeneklere dolması, düzenli temizleme yapılmayan ciltlerin gözeneklerinde biriken istenmeyen maddelerin siyah nokta olarak görülmekte olması oldukça doğal bir durumdur. Siyah noktalar genellikle burun ve çene üzerinde görülmekte olsa da aşırı yağlı ciltlerde ya da gençlik dönemlerinde alın ve yanaklarda da kimi zaman görülmektedir. Üzerine makyaj yapılarak kapatılmaya çalışılsa da pütürlü kötü bir görünüm oluşturduğundan kalıcı ve yok edici siyah nokta tedavisi yöntemlerinin kullanılması gerekmektedir. Bu yöntemler hem profesyonel salonlarda hem de evde uygulanabilecek yöntemlerdir.siyah nokta, siyah nokta tedavisi, siyah nokta için çözüm

Evde Siyah Nokta Tedavisi

Evdeki malzemelerle hazırlanabilecek olan siyah nokta maskeleri için ilk kullanılması gereken malzeme yumurtadır. Yumurtanın ak ve sarısı ayrıldıktan sonra yumurta beyazının bir fırça yardımıyla ince bir kat halinde siyah noktaların üzerine sürülmesi gerekmektedir. Yaklaşık 15 dakika bekletildikten sonra kuruyan yumurta akının soyularak burundan çekilmesi gerekmektedir. Bu tarif eğer daha inatçı siyah noktalar için yapılacaksa yumurta akının içine yarım çay kaşığı kadar karbonat konulması evde siyah nokta tedavisi maskesinin daha etkili olmasını sağlamaktadır. Daha etkili olan karbonatlı yumurta beyazı maskesi de yine ince bir tabaka halinde sürülüp kuruduktan sonra soyulmalıdır. Siyah noktalara karşı uygulanabilecek olan bir diğer maske de yoğurtlu limonlu maskedir. Siyah noktaların yoğunluğuna göre bir yemek kaşığı yoğurt ölçüsü ile bir tatlı kaşığı limon ölçüsünün karıştırılması gerekmektedir. Bu karışım da yine bir fırça yardımıyla siyah noktaların üzerine sürülerek yaklaşık 20 dakika bekletilerek ılık su ile durulanmalıdır. Bu maskedeki limon içinde bulundurduğu asit sebebiyle cilt üzerinde karıncalanma ya da yakma hissi oluşturabileceğinden kişilerinin kendi cilt tiplerine göre beklemeleri gerekmektedir. Bu bekleme sırasında siyah noktaların bulunduğu yerler delik delik görüntülerle kurumaktadır ve bu oldukça doğal bir sonuçtur. Siyah noktalara karşı uygulanabilecek bir diğer maske ise özellikle kuruya dönük ciltlerin çok seveceği zeytinyağlı şeker maskesidir. Bir ölçü saf sızma zeytin yağı ile bir ölçü esmer şekerin karıştırılmasıyla elde edilecek bu karışım cilt temizliği yapıldıktan sonra siyah nokta bulunan yerlere dairesel hareketlerle sürülüp yıkandığında da siyah noktaların cilt üzerinden silindiği görülmektedir.

Rezenenin Yararları

Rezene, mutfaklarda yaygın bir şekilde kullanıldığı gibi tıp alanında da oldukça kullanılan etkili bir bitkidir. Oldukça geniş bir yelpazede insan sağlığı için büyük yarar sağlamaktadır. Solunum yolu sorunları olan kişiler için etkili bir nefes açıcı görevi gören rezene, tırnaktan saça kadar birden fazla organ için çok faydalıdır. Rezenenin iyi bir antioksidan özelliği bulunmaktadır. Bunun yanında balgam sökücü, bağırsak çalıştırıcı ve gaz giderici özellikleri de bulunmaktadır. Gözler de mikropların ölmesine ve iyi bir görüş sağlamasına büyük ölçüde katkı sağlamaktadır. Bakterilerden kaynaklı tüm hastalığa iyi gelmektedir ve etkili bir şekilde serbest radikal düşmanıdır. Tüm bunların yanı sıra rezenenin birçok yararı bulunmaktadır. Söz konusu rezenenin yararları ise;Rezenenin faydaları, rezenenin yararları, rezene çayı

  • İnsan vücudunu kuvvetlendirir.
  • Ciddi hastalıkların tedavisinde büyük önem taşımaktadır.
  • İçermiş olduğu diyet lifleri ile sindirim sistemine oldukça faydalıdır.
  • Kanser hastalıkların başlangıcın da tedavi yöntemi olarak kullanılmaktadır.
  • İçeriğinde ki zengin lifleri sayesinde kolesterolü dengede tutmaktadır.
  • Cineol, kavikol, fenkondan ve mirsen gibi yağar ile vücuttaki gazı giderir.
  • Kırmızı kan hücrelerini çoğaltır.
  • Kan basıncı ve kalp hızını düzenler
  • Cilt sağlığı için önemli bir katkı sağlar

Rezenenin Besin Değerleri

Rezene sahip olduğu özellikler ile insan sağlığına önemli katkılarda bulunmaktadır. Aynı zaman da besin değerleri de insana büyük yarar sağlamaktadır. Söz konusu rezenenin besin değerleri;

  • 56 mg demir ihtiyacını karşılamaktadır.
  • 45 mg vitaminini karşılamaktadır.
  • 156 mg A vitaminini karşılamaktadır.
  • 5 mg kalsiyum ihtiyacını karşılamaktadır.
  • 302 mg potasyum ihtiyacını karşılamaktadır.
  • 5 mg sodyum ihtiyacını karşılamaktadır.
  • 2 g yağ ihtiyacını karşılamaktadır.
  • 93 g protein ihtiyacını karşılamaktadır.
  • 1 g karbonhidrat ihtiyacını karşılamaktadır.

Rezene Çayının Yararları

Rezene çayı, çok eski çağlardan bu güne tıbbi bir şekilde kullanılmaktadır. Rezene çayı, sağlık bakımından birden fazla yarar bulundurmaktadır. Bu yararlardan en önemlileri ise; mide ve solunum yolu rahatsızlıklarına olan yararlarıdır. Bunların dışında rezene çayı, hipotansiyona iyi gelmektedir ve anne sütünü belirli miktarda artırmaktadır. Rezene çayı, rezene tohumlarının ezilerek toz haline getirdikten sonra kaynamış suda yaklaşık 7 ila 8 dakika demlenmesi sonucunda elde edilmektedir. Bir günde yaklaşık 2-3 defa içilmesinde hiçbir sakınca yoktur.

Yeni Doğan Bebeğin Duyu Gelişimi

Bir yeni doğan, hayata adım attığı ilk andan itibaren son derece duyarlı, çevresini fark etme yeteneğine sahip olan küçük ve sevimli bir varlıktır. İlk üç ay içinde bebeğin duyuları inanılmaz bir hızla gelişir. En hızlı gelişim aşamalarından biri olan ilk üç ay gerek fiziksel görüntü anlamında gerekse duyular, beyin, iletişim gibi birçok becerinin ve yeteneğin de süratle geliştiği bir dönemdir. İlk üç ayda yeni doğan bebeğin duyu gelişimi hakkında bilgi sahibi olan bir annenin bebeğini uyarmak, ona uygun eğlendirici oyunlar ve geliştirici aktiviteler seçmesi hususunda anneye büyük oranda yarar sağlayacaktır.yeni doğan bebek, bebeklerde duyu gelişimi, yeni doğan bebeklerde duyu gelişimi

Hayata yeni gözlerini açmış bir yeni doğan daha ilk anlardan itibaren çevresindeki farklı kokuları, sesleri, görüntü ve kumaşları algılayabilme becerisine sahiptir. Bu beceriler çok kısa süre içinde çok daha gelişmiş bir hal alacaktır. Bu gelişimi destekleme görevi bebeğin en çok vakit geçirdiği ve kendini onunla bir hissettiği anneye verilmiştir. Eğer anne bebeğini bu aşamada desteklerse bebek çok daha hızlı ve etkili bir şekilde bu becerilerini geliştirecektir.

Yeni Doğanın Duyu Gelişimi Nasıl Desteklenir?

Annenin ilk günlerde bunu başarmasının çok basit bir yolu vardır, o da bebeğini doyana kadar emzirmektir. Buradaki doymaktan maksat yalnızca bebeğin açlık hissini gidermesi değildir. Bebeğin annesiyle arasındaki en önemli bağ olan emzirme bebeğin psikolojik olarak da doymasını sağlamaktadır. O nedenle, ilk zamanlar çoğu yeni doğan karnı tok olsa da emmek ister. Bu psikolojik olarak emmeye ne kadar ihtiyaç duyduğunun kanıtıdır. Bebek emerken eline eldivenlerinin takılmaması, bebeğin gerek annenin göğsüne, gerekse üzerindeki kıyafete dokunarak dokunma duyusunun gelişimine katkı sağlayacaktır. Ayrıca, annenin bebeği emerken onunla konuşması, ona ninniler söylemesi, bebeği hem rahatlatacak hem de işitme duyusunun gelişimini destekleyecektir. Bununla birlikte, diğer aile üyelerinin de katılımıyla bebeğin duyu gelişimini destekleyici birçok aktivite yapılabilir. Yeni doğan bebeğin birbirinden farklı nesneleri tutmasının sağlanması, onunla sürekli konuşulması, renkli ve parlak oyuncak veya objelerin ona yaklaştırılarak sallanması bebeğin duyu gelişimini destekleme konusunda babanın ya da diğer aile bireylerinin yapabileceklerine örnek olarak verilebilir.

Bebeklerde Emme Refleksi

Bebeklerin doğduğu günden itibaren en güçlü refleksleri emme refleksidir. Bu refleks onların karınlarını doyurarak aç kalmamalarını ve yaşama tutunmalarını sağlar. Bir kere annenin memesine alışan ve onun verdiği birçok olumlu etkeni tadan bir bebeğin sürekli annesini emmek istemesi kaçınılmaz olacaktır. Bebeğin emme aşamasında birçok açıdan doyması sağlanmıştır. Emdiği esnada bir yandan son derece tatlı ve doyurucu olan sütle karnı doyarken aynı zamanda annesinin kokusunu ve sıcaklığını hissederek psikolojik olarak da rahatlar. Buna ek olarak, son derece güçlü olan emme isteği de giderilmiş olur. Buna rağmen, uzmanlar tarafından da tespit edilmiş olduğu üzere bazı bebeklerde emme refleksi ve isteği son derece yoğundur. Çoğunlukla erkek bebeklerde gözlemlenen bu durum kız bebeklerde de hatırı sayılır derecede çok gözlemlenir. Emme isteği çok yoğun olan bu bebekler sürekli annelerini emmek isterler, bu durum ise anne için çok yorucu bir süreç olur. Ayrıca, bebek sürekli emdiği için annenin süt biriktirmeye fırsatı olamaz ve bu nedenle doyamayan bebek daha çok emmek ister.bebeklerde emme, emme refleksi, bebeklerde emme  refleksi

Emzik Kullanımı

Bu kısır döngüye girmiş olan annelerin kurtarıcısı olan emzik kullanımı bu nedenle büyük önem taşır. Özellikle bu tip bebeklerde daha çok tercih edilen emzikler hem bebeğin hem de annenin rahat bir nefes almasını sağlar. Emzik kullanımı konusunda olumsuz görüşler çok olsa da önemli olan bebeğin psikolojik açıdan doyuma ulaşarak büyümesi olduğundan ve uzun yıllardır kullanılan emzik ise bunu sağladığından emzik kullanımı hakkında olumlu görüşlere de sıkça rastlanmaktadır. Her bebeğe verilmesi savunulmamakla birlikte, çok fazla emme isteği olan ve buna ihtiyaç duyan bebeklerin gerek uykuya geçerken gerekse karnı tokken emmek istediğinde emzik kullanımının sağlanması bebeği büyük ölçüde rahatlatacaktır. Her bebek benzer gelişim aşamalarından geçse de birbirinden oldukça farklıdır ve annenin bebeğini iyi gözlemleyerek gereksinimlerini tespit etmesi ve ona göre bir çözüm yolu bulması gerekmektedir. Buna ek olarak, emzik kullanılırken temiz olmasına, sürekli olarak temizlenmesine dikkat edilmelidir. Aksi durumlarda, bebeğin ağzında yaralar oluşması veya mikrop kapması gibi durumlarla karşılaşılabilir.

Sonbahar Aylarında Uyku Problemi

Sonbaharın gelmesiyle birlikte havaların soğuk yüzü kendini göstermeye başladı. Gündüzlerin kısalması ve gecelerin uzamasıyla birlikte ise pek çok kişi biyolojik saatlerindeki bu değişim nedeniyle ciddi sarsıntılar yaşamaya başlamıştır. Biyolojik saatlerinde değişlik olduğunu fark edenler de çeşitli uyku sorunlarıyla karşılaşmaya başlamıştır. Tüm bunların altında yatan sebep ise sonbaharda vücut ritmimizi sağlayan, uykuya dalma hızımızı ayarlayan hormonumuz olan melatoninin etkisinin azalmasıdır. Melatonindeki bu azalmayla birlikte uyku problemleri yaşanmakta ve pek çok kişi uyuyamamaktan şikayet etmektedir.

D Vitamininin Sonbahardaki Etkisi

Yaşanan uyku sorunları genellikle yaz aylarından sonbahara geçişlerde kendini göstermektedir. Uykuya dalma, uykuyu sürdürme, sık sık uyanma gibi problemler ise bu sorunların başında gelmektedir. Vücudumuzun değişen biyolojik saatiyle birlikte ortaya çıkan uyku problemlerinin yanı sıra solunum bozuklukları, huzursuz bacak sendromu, uyku esnasında hareket bozuklukları gibi problemler de yaşanabilmektedir.sonbaharda uyku problemi, uyku problemleri, uyku sorunu

Uzmanlar ise bu noktada D vitamininin etkisini vurgulamaktadır. Yaz aylarında bol bol alınan güneş ışınlarının ardından sonbahara geçişte vücudumuz bu iklim değişimine alışabilmek için oldukça fazla çaba göstermektedir. Bulutlu, yağmurlu ve kapalı havaların hakim olduğu sonbahar aylarında D vitamininden mahrum kalmaya başlayan vücudumuz psikolojik sarsıntılar geçirebilmektedir.

Uyku Bozukluklarının Çözümü

Yaşanılan psikolojik değişimlerin üzerine eklenen kronik uykusuzluk durumuyla birlikte ise vücut direnci düşebilir ve bunun sonucu olarak da metabolik rahatsızlıklarda artış görülebilir ve şeker dengesinde bozulmalar yaşanabilmektedir. Uykusuzluğun getirdiği en büyük sorunlardan biri de dikkat eksikliği ve unutkanlık olarak kendini göstermektedir.

Görüldüğü üzere yeterli ve kaliteli bir uyku eksikliği yaşandığında vücudumuzda pek çok olumsuzluk kendini göstermekte, günlük yaşamı olumsuz şekilde etkilemekte ve vücut sağlığımızda bazı sorunlar ortaya çıkabilmektedir. Bu şikayetlerin çözülmesi için ise mutlaka bir uzmana başvurularak şikayetler anlatılmalı ve uyku kalitesinin artırılması yönünde gerekli destek alınmalıdır.

Dikkat Edilmesi Gerekenler

Uyku problemleri pek çok kişinin yaşadığı kimi zaman kronik kimi zaman ise mevsimsel bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu durumda her sağlık sorununda olduğu gibi erken ve doğru tanının büyük bir öneme sahip olduğunu unutmamak gerekmektedir. Uyku problemleri başladığında tedaviye yardımcı olacak yöntemler de uygulanabilir. Uyuduğunuz odanın karanlık, sessiz, iyi havalandırılmış ve doğru ısıda olması uykuya geçişinizi kolaylaştırma konusunda yardımcı etkenler olacaktır. Ayrıca uyumadan hemen önce çok fazla yemek yemek uyku sıkıntı çekmenize neden olacağı için çok aç ya da çok tok olunmamasına dikkat edilmelidir.

En büyük sorun obezite

En büyük sorun öbezite

Günümüzde bir çok insanlara çok güzel gözüken bir yiyecek içecek bulunmaktadır. Bir çoğumuzda dayanamayıp bu yiyecek içecekleri fazlasıyla tüketmekteyiz.  Bu da bizim sağlığımızı tehdit etmekte ve obez olmaktayız. Bu sorunu çözmek için diyet yapmamız gerekmektedir. Diyet bizim için bir çok fayda sağlamaktadır. Ama ilk önce diyetin ne olduğunu bilmemiz gerekmektedir.obezite, diyet ile obeziteye son, obezite diyeti

Sağlıklı diyet nedir

Diyet kısaca sağlıklı ve zinde bir hayat sürmek için gerekli olan yemek yeme düzenine diyet denir. Sağlıklı diyet ise pazartesi günü başlarım demediğimiz diyettir.  Zihnimizde ki bir çok sorunu yasakları unutup acıktığımızda ruhumuzun istediği yemekleri hissederek yemektir. Ruhsal ve fiziksel sağlığımızın çok daha önemli olduğunun farkına vararak yemek seçimlerimizi ona göre yapmaktır. Sağlıklı diyet beden-ruh-zihin üçlüsünün hep bir arada olmasını sağlamaktır. Kilolar estetik açıdan ve dış görünüş olarak güzel bir görüntü değildir. Orta yaşlarda kilo almaya uygun bir vücut yapısına sahip olur. Kilo almamızın sebebi yaktığımızdan çok kalori almamızdır. Kilo vermek istiyorsak yediğimiz kaloriyi düşürmeli yada daha çok kalori yakmalıyız ve normal bir kiloya geldiğimizde o kiloyu korumak önemlidir.

 Diyet yapmanın faydaları

Diyet yapmanın kilo vermek dışında faydaları da vardır.  Bunlar şu şekilde sıralanabilir

Kendinizi daha enerjik hissedin

Belirlenen diyet programını yapmak sizin için daha enerjik bir vücuda sahip olmanızı sağlar. Demir gibi bazı vitamin ve mineraller de hücrelerinizin ihtiyaç duyduğu enerjiyi kullanmalarına yardımcı olur. Bu sayede vucüdunuz daha düzgün bir şekilde çalışır. Sağlıklı beslenmek bunun yanında bir de şeker oranınızda meydana gelecek ani değişmeleri ve ani yorgunlukların oluşmasını sağlayacak hızlı değişmeleri önler.

Kardiyovasküler sağlınığınızı sağlar

Yediğimiz besinler sizin daha sağlıklı bir vücuda sahip olmanızı sağlar. Örneğin C vitamini olan besinler damar sağlığınız üzerinde bir çok fayda sağlamaktadır. Sağlıklı beslenmek kalp krizi ve felç geçirme riskinizi azaltır. Yüksek kan basınıcınızıda azaltır. Badem , balık gibi gıdalardan gelecek olan sağlıklı yağlar kolestorölünüzün düşmesini yardımcı olur ve kalp sağlığınız korunmuş olur. Tam tersi fast food içerikli besinler ise kolestorölünüzü yükseltir ve kalp krizi geçirme olasılığınızı artıtır.